Bir çocuk günde kaç saat ekrana bakmalı? Biz bu sürecin neresindeyiz?
Bugün ekranlar hayatımızın merkezinde. Telefon, tablet, bilgisayar… Özellikle çocuklar için bu ekranlar artık bir eğlence değil, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Ancak fark edilmesi zor olan bir gerçek var: Gözler bu hıza her zaman ayak uyduramıyor.
Ekran bağımlılığı çocuklarda sadece dikkat dağınıklığına değil, göz yorgunluğuna, kuruluğa, baş ağrısına ve ilerleyen yaşlarda daha ciddi görme problemlerine zemin hazırlıyor. Bunu bir öğrenci olarak biliyorum ama bir meslek adayı olarak daha fazlasını hissediyorum: Bu tablo karşısında sorumluluğumuz büyük.
Çocuklarda göz sağlığı çoğu zaman ihmal ediliyor. “Biraz daha büyüsün”, “Ekranla alakası yoktur” gibi cümleleri çok sık duyuyorum. Oysa erken fark edilen bir görme problemi, bir çocuğun hem eğitim hayatını hem de özgüvenini doğrudan etkiliyor.
İşte tam bu noktada optisyenin rolü devreye giriyor. Bizler sadece gözlük veren kişiler değiliz. Biz, doğru yönlendiren, bilinçlendiren ve önleyici sağlık zincirinin önemli bir halkasıyız. Bir ebeveyne doğru ekran mesafesini anlatmak, bir çocuğun göz muayenesine yönlendirilmesini sağlamak bazen bir cam seçiminden çok daha kıymetli.
Ben bu mesleği seçerken insan hayatına dokunabilmeyi hayal ettim. Bugün anlıyorum ki optisyenlik, teknolojinin hızlandığı bu çağda daha da anlam kazanıyor. Çünkü göz sağlığı, geleceğe bakabilmenin en temel şartı.
Evet, ekranlar hayatımızda olmaya devam edecek. Ama bilinç de artacak. Yeni nesil optisyenler olarak bizler; bilgimizle, empatiyle ve meslek sevgimizle bu farkındalığın parçası olacağız.
Ben umutluyum. Çünkü gözlere iyi bakarsak, geleceğe de daha net bakabiliriz
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Avrupa Meslek Yüksekokulu 1.Sınıf Öğrencisi Ceylin Özdemir
