Dijitalleşme, insanlığı tüm çağlar arasında ilk kez bu kadar uzun süreli yakın odağa maruz bırakıyor.
• Açık hava süresinin azalması
• Mobil cihazların aktif kullanımı
• Ekran mesafesinin 20-30 cm’ye inmesi
Durumları akomodasyon sistemini sürekli stres halinde tutuyor. Bu stres hali özellikle büyüme dönemindeki gözlerde aksiyel uzamayı etkileyerek miyopi başlangıç yaşını okul öncesine kadar indirmiş durumdadır.
Ulusal kaynaklardaki verilerde miyopinin 2000’de %22,9 iken günümüzde dünya nüfusunun üçte birinden fazlasını etkilediğini gösterirken veriler 2050’de %50’ye ulaşmasını öngörüyor. Bu artış yalnızca miyopi salgını olarak değil, miyopiye bağlı olarak
• glokom (her diyoptri artışında %20 risk artışı)
• katarakt
• retina dejenerasyonu
• körlük
gibi çeşitli sorunlarında artabileceği anlamına gelmektedir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, açık hava maruziyetinin miyopi gelişimine karşı koruyucu bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Günlük en az 2 saat açık hava aktivitesinin, özellikle çocukluk döneminde miyopi başlangıcını geciktirdiği ve ilerleme hızını azalttığı bildirilmektedir. Bu bağlamda miyopi, yalnızca bireysel bir görme kusuru değil; çevresel, davranışsal, ekonomik ve toplumsal faktörlerle şekillenen bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalıdır.
Toplumun bilinçlendirilmesinde, doğru yönlendirmede ve miyopi yönetiminde aktif rol üstlenen optisyenler, yalnızca gözlük sağlayan bir meslek mensubu olmadığı, toplumun ilk temas noktalarından biri olduğu unutulmamalıdır.
Melike ÇILGIN – Nişantaşı Üniversitesi Optisyenlik Öğrencisi
