Değerli meslektaşlarım.
Bu yazıyı okumadan önce Optisyeninsesi sitesinden, aşağıda linkini verdiğim yazıyı mutlaka okuyunuz.
Evet, meslek hayatımız boyunca her zaman ekmeğimize ortak olmak isteyen gruplar olmuştur. Bizler bu kişi ve gruplar ile hep mücadele ettik. Ancak son yirmi, yirmi beş yıl önce çokta tanıdık olamadığımız yabancı sermaye ülkemize sağlık alanında da gelmeye başladı ve bizlerde meslek olarak bu gelişten nasibimize düşeni aldık.
Bizler nasıl ki onlara alışkın değilsek onlarda bizlerin çalışma koşullarına alışkın değildiler. Onlar arzı üretip talebi karşılamak istemiş ve sağlık konusunu hiçe saymışlardır. Sadece ticari bir aktivite olarak her türlü çalışmalarını, etik ve yasal düzenlemeleri hiçe sayarak tek hedefleri sermayedarlarına daha çok kazandırmak olan bu şirketler. Ülkemize geldiklerinde çok büyük hedefler ile geldiler. Ancak karşılarında hiç beklemedikleri insan kaynaklı bir meslek kanunu ve bağlayıcı uygulamalar ile karşılaştılar. İşte tam da bu neden ile Osmanlının çöküşünde etkin olan nedenlerden birsini Yani Kapitülasyonları geri getirmek istediler.
Bu grupların istedikleri neydi?
1) İnternetten satış yapmak. (Minimum maliyet maksimum fayda.)
2) Hazır gözlük satmak. (Onlar için oldukça pahalı markaları, presbiyopi başta olmak üzere tek odaklılara indirmek.)
3) Reklamlar (Yine satış amaçlı Yalan yanlış yönlendirme.)
4) Optometri (Muayene edip gözlük vermek.)
5) Şirkete mali yük olarak gördükleri laboratuvar ve atölyede uzman optisyen maliyetini düşürmek için kanundan laboratuvarı çıkarmak.
6) Tüm bunlar yetmez ayrıca üretim ve imalatlarına destek.
Bunları istiyorlar çünkü Türk halkının alışkanlıklarını yıkamadılar. 2018 yılı İ T O Basımı Gözlükçülüğün Tarihsel Gelişimi ve Türkiye’de Gözlük Sektörü kitabında Gözlük kullananların alışkanlıkları üzerine anket sonuçları onları üzüyordu. Gözlüğü nereden alırsınız sorusuna katılımcıların.
%55,44 Her zaman gittiğim müesseseden.
%9,65 Evime yakın yerden
%11,24 Hastane ve doktora yakın yerden.
%9,15 Reklam, Kampanya ve indirim yapan yer.
%14,52 Tavsiye üzerine giderim.
Bu tablo onları her zaman rahatsız etmiştir ve bu tablonun mutlaka değişmesi gerekmektedir. Çünkü Şikayet sitelerinde on binlerce şikayet ile evrensel bir rekora sahipler. Öyle ki sosyal medya reklamlarının altına bile binlerce şikayet mesajları atılmaktadır.
Denekler, federasyonlar ve konfederasyonlar bu oluşum ile ciddi mücadele ediyordu.
Ancak onlar. Bakanlığa gidip Türk halkı internet üzerinden, yabancı sitelerden kontakt lens alıyorlar ve Türk gözlükçüsünün pazardan pay almalarını engelliyorlar diyerek manipüle etmeye çalıştılar biz engelledik.
Hazır gözlükler için. Gözlük değil büyüteçtir diyerek legalize etmeye çalıştılar biz engelledik.
Reklamları sürekli şikayet edilerek durdurma ve cezalar kesildi.
Kanunu, Yönetmeliği ve alt yapısı olmadan Seviye 5 Seviye 6 Mesleki Yeterlik Kurulu kanalı ile geçirmek istedikleri standartlar ile Optometriyi defakto durumunda ülke geneline yaymayı ve kaos yaratmayı planladılar engel olduk.
O dönemde Bizler bu yabancı sermaye ile uğraşırken bizim yerli gruplarımız hayatlarından memnundular. Çünkü televizyondan yayınlanan 49 TL lik gözlük reklamı onların rahatına düşkün müşterilerini etkilemiyordu.
Ancak vahşi kapitalizm onları da vurdu. Bu darbeden sonra, yerli gruplar onlar ile savaşmak yerine onlar ile iş birliği yapmayı tercih ettiler.
Bütün bu süreçte hiç beklenmeyen bir gelişme oldu ve Birlik kanunumuz meclisten geçti. İşte aşağıdaki yazının yazılmasına neden olan gelişmeler ondan sonra yaşandı. Bu gruplar kendi adlarına mücadele edemeyeceklerini bildikleri için. Ürün, reklam, intikam ve koltuk gibi değerler ile satın aldıkları eski yol arkadaşlarımızı sahaya sürdüler. Bu mücadele sürecinde Anayasa Mahkemesinin kanunun bazı maddelerini iptal ettirmesinden sonra aşağıdaki yazının yazılmasına sebep olacak gerçekleri yaşamaya başladık.
Değerli arkadaşlar önce tüm kurumlara gidip bizleri kötüleyerek sadece kendileri için anlaşmalar düzenlediler ve bizim meslektaşlarımız anlaşma yapmak istediklerinde reddedildiler. Konsolide bütçeye tabi kurum ve kuruluşlar içinde %li Iskontolar ile anlaşma imajı yaratarak mağazalarına yönlendirme yapma suçunu işliyorlar.
Her şey bitti mi hayır.
Bunun içinde önlerindeki en büyük engel gözlüğü sağlık malzemesi olmasıdır. Bu neden ile gözlüğü sağlığın dışına çıkarmak, en büyük mücadele alanları oldu. Son on beş yıldan fazladır bütün çabaları budur. “GÖZLÜĞÜ SAĞLIĞIN DIŞINA ÇIKARIP, ONU GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ İLE AYNI STATÜYE SOKMAK.” İşte o zaman istedikleri her şeyi yapabilirler ve önlerinde hiçbir engel olmaz. Bu kadar iddialı bir cümleyi nasıl kurarım derseniz.
Bu grupların bu güne kadar hazırladıkları herhangi bir kanun taslağı veya teklifi var mı? Yok. Çünkü olamaz. Bizim 2010 yılında hazırlayıp sunduğumuz kanun teklifinin de meclise gelmesini engellediler. Ancak imha odaklı çalışıyorlar. Bunun içinde karşılarında bizleri temsil eden güçlü bir Sivil Toplum Kuruluşu istemiyorlar. Ne yaparız? Nasıl mücadele ederiz? Ve benzeri soruların cevabını bir sonraki yazıda kaleme alacağım.
Gözlükçü
Turgut Çakar.
https://optisyeninsesi.com/optik-sektorunde-sessiz-kriz-bagimsiz-gozlukculer-daraliyor
