İstedikleri Olursa Ne Olur?

Optikhaber tasarımları-2

Bir önceki yazıda “Ne istiyorlar ve neden olmuyor?”u yazmıştım.

Bugün, eğer olursa ne olacağını yazmak istiyorum.

Evet, değerli meslektaşlarım.

İnternetten satış, reklamlar, optometri, hazır gözlük, kampanyalar ve ortak laboratuvar… Daha da artırılacak talepler için tek çare var; o da gözlüğün sağlık dışına çıkarılması.

Bir önceki yazıda yazdığım ve daha da yazamadığım birçok kanun maddesi, taleplerinin önünde önemli bir engel gibi duruyor.

Son yirmi yıla yakın süredir bu amaç için çok aktif mücadeleler verdiler.

Küçük broşürler basıp dağıttılar. Bakanlık toplattı.

Mesleki Yeterlik Kurulu ile “Meslek Standartları” adı altında bütün kanunları çiğneyen bir çalışma yaptılar. Bakanlık engel oldu.

Yükseköğretim Kurulu’nun onayı ve bilgisi olmadan optometri programı açıldı, “eğitmen aranıyor” dendi. İlgili kurumlar engel oldular.

Daha önce birçok kez yazdığım için bu listeyi uzatmayacağım.

Şimdi, eğer gözlük sağlık dışına çıkarsa ne olur?

● Grupların ve internetin zarar esaslı satışı ile rekabet edemeyiz.

● Hastanelerin içinde, büyük marketlerde, manavın yanında ve doktor muayenehanesinde optisyenlik müessesesi açılabilir.

● Güçlü firmalar veya hastaneler, gezici araçlarını kent meydanlarına ve kamu kurumlarının bahçelerine konumlandırabilir; aynı anda reçete yazıp gözlük satabilir.

● Reklamlar, kampanyalar ve benzeri çalışmalar gırla gider. Daha önce halkı yanıltıcı reklamlar birçok kez durdurulmuştur.

● Yetersiz refraksiyon kusuru muayenesi sonucu birçok önemli görme sorunu gözden kaçırılabilir ve önlenebilir körlük oranı artar.

● Arzı yaratan ile talebi karşılayan aynı kişi olursa usulsüzlükler mutlaka olur.

● Bugün birçok kanun ve kontrole rağmen özel hastanelerin katarakt, akıllı lens ve No Touch lazer için “700.000 sahte ameliyat” ve “16.000 gereksiz ameliyat” söylemleri dolaşmaktadır. Bu usulsüzlükler daha da artar.

İngiltere’de optik pazarın %70’i grupların elindedir. Bunun %40’ı tek firmanın elindedir. Web pazar payı %15 oranındayken bağımsız optisyenlik müesseselerinin tamamının payı %25-30 oranındadır.

Fransa, grupların (franchise ve kooperatifler de dâhil) %75 oranında pazar hâkimiyeti ile başı çekerken, geri kalanı web %9 ve bağımsızlar %16 civarındadır.

Dünya dağılımı farklı değilken Yunanistan’da bu dağılım tam tersidir: %30 gruplar, %70 yereller. Çünkü kanunlar Yunan halkını koruyor.

Evet, değerli meslektaşlarım.

Günümüzde hiç kimse ücretsiz sahip olacağı bir şeye para vermek istemez.

Büyük marketlerden “Bir bizden, bir kilo … TL ürün alana göz muayenesi bedava” ve “… ürün alana gözlük bedava” dese, kim alışveriş etmez?

Siz tahmin edin.

Bu arada, zaten sıkıntıda olan ve kıt kanaat geçinen gelenekseller kapanırken, bu rekabete dayanamayan 33’lü değil, Efe tesbih tanesi kadar küçük zincirlerimiz de bizimle batacaktır.

Yabancıların yerli sanayiyi ele geçirişini araştırırken bir yorum gördüm ve ondan sonra araştırmaya gerek kalmadı:

> “Bir gün sabah bir uyanıyoruz ki ülkece bizi de satmışlar…”

Gözlükçü
Turgut Çakar

Exit mobile version