Birlik Zayıflarsa Kaybeden Kim Olacak?

1ebf1168-aea9-4e5b-8972-9b7e32143352

Birlik Zayıflarsa Kaybeden Kim Olacak? Tartışmaların Gölgesinde Asıl Risk: Mesleğin Geleceği

Optik sektöründe son günlerde Danıştay 8. Dairesi’nin Türk Optisyen Gözlükçüler Birliği (TOGB) Yönetmeliği hakkında verdiği yürütmenin durdurulması kararı üzerinden yürütülen tartışmalar, hukuki sürecin ötesine taşınmış durumda. Bazı çevrelerin kararı “zafer” olarak sunması ise sektörün önemli bir kesiminde tepkiyle karşılanıyor.

Oysa ortada henüz kesinleşmiş bir iptal kararı bulunmuyor. Dava süreci devam ederken verilen yürütmenin durdurulması kararı, hukuki sürecin bir aşaması niteliğinde. Tarafların itiraz hakkı bulunurken dosya esas yönünden incelenmeye devam edecek.

Ancak sektör adına asıl tartışılması gereken konu, bir hukuki kararın kim tarafından nasıl yorumlandığı değil; bu süreçlerin mesleğe ve kurumsal yapıya nasıl zarar verdiğidir.

Birliğin Zayıflaması Kimin İşine Yarar?

Türk Optisyen Gözlükçüler Birliği, 5193 sayılı Kanun ile kurulmuş ve Türkiye’deki optisyenlik mesleğinin en üst meslek kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir.

Yıllardır;

* Mesleki hakların korunması,
* Mevzuat çalışmalarının yürütülmesi,
* Kamu kurumları nezdinde sektörün temsil edilmesi,
* Eğitim faaliyetleri,
* Oda teşkilatlarının koordinasyonu,
* Mesleğin geleceğini ilgilendiren düzenlemeler

gibi birçok konuda görev üstlenen Birliğin sürekli dava süreçleriyle karşı karşıya bırakılması, yalnızca mevcut yönetime değil, tüm meslek camiasına zarar veriyor.

Kişiler Geçicidir, Kurumlar Kalıcıdır

Meslek örgütlerinde yönetimler seçimle gelir, seçimle değişir.

Bugün görevde bulunan yöneticiler yarın değişebilir.

Ancak Türk Optisyen Gözlükçüler Birliği kişilere ait bir kurum değildir.

Birliğin kurumsal yapısının sürekli yargı süreçleriyle tartışmalı hâle getirilmesi, yalnızca mevcut yönetimi değil, gelecekte göreve gelecek tüm yönetimleri ve en önemlisi meslek mensuplarını etkilemektedir.

Eleştiriler elbette demokratik hayatın doğal bir parçasıdır.

Ancak kurumsal yapının zayıflamasını başarı olarak göstermek, sektörün ortak geleceği açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Mesleğin Önünde Çok Daha Büyük Sorunlar Var

Optik sektörü bugün;

* İnternetten kontakt lens satışına ilişkin tartışmalar,
* Haksız rekabet,
* Kayıt dışılık,
* Artan maliyetler,
* Meslek haklarının korunması,
* Yeni mezunların istihdamı,
* Sağlık politikalarındaki değişiklikler,
* Reçete kayıt defteri,
* SGK sözleşmesi,
* Kanunsuz yönlendirme ve reklam

gibi birçok önemli sorunla mücadele ediyor.

Bu kadar temel sorun çözüm beklerken, meslek örgütünün sürekli hukuki tartışmaların merkezine taşınması, sektörün enerjisini ortak mücadeleden uzaklaştırıyor.

Farklı Görüşler Olabilir, Ancak Ortak Değer Meslek Olmalıdır

Demokratik toplumlarda her meslek mensubunun eleştiri yapma ve dava açma hakkı bulunmaktadır.

Ancak bu hak kullanılırken ortaya çıkan sonuçların tüm sektöre etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır.

Birliğin kurumsal yapısının zedelenmesi, yalnızca bugünkü yönetimi değil, yarın göreve gelecek yönetimleri ve binlerce optisyen-gözlükçüyü ilgilendiren bir mesele hâline gelmektedir.

Meslek örgütlerinin güç kaybetmesi, kamu kurumları nezdindeki temsil gücünün azalması anlamına da gelebilir.

Bugün Sevinilen Kararlar, Yarın Mesleğin Aleyhine Sonuçlar Doğurabilir

Bir hukuk sürecinin devam ettiği dönemde verilen ara kararların, meslek örgütünün başarısızlığı ya da ortadan kalkması şeklinde sunulması, sektör içinde gereksiz kutuplaşmayı artırmaktadır.

Meslek camiasının ihtiyacı olan şey; kurumların yıpratılması değil, hukukun işlemesine saygı duyulurken aynı zamanda sektörün ortak çıkarlarının korunmasıdır.

Çünkü bugün zayıflatılan her kurumsal yapı, yarın mesleğin haklarını savunacak en önemli mekanizmalardan biri olacaktır.

Kuyuya taş atanlar, amacını açıkça kamuoyuna açıklasın.

Türk optisyenlik mesleği, yıllardır büyük mücadelelerle elde ettiği kurumsal yapıları korumak zorundadır.

Yönetimler eleştirilebilir, seçimlerde değiştirilebilir ve hukuki süreçler işletilebilir. Ancak kişisel ya da grupsal çekişmelerin meslek örgütlerinin kurumsal varlığına zarar verecek noktaya taşınması, sektörün tamamı açısından kaygı vericidir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; ayrışmayı derinleştirmek değil, ortak sorunlara birlikte çözüm üretmek, mesleğin saygınlığını ve temsil gücünü korumaktır.

Unutulmamalıdır ki güçlü meslek örgütleri, güçlü bir meslek demektir. Kurumların zayıfladığı bir ortamda kazanan taraflar değil, kaybeden tüm sektör olur.

Emrah KALENDER

Exit mobile version