AÇTIĞINIZ DAVALARDA KAMU YARARI NEREDE?

Optikhaber tasarımları-2

Sayın Atilla Karip,

Aşağıdaki bir sayfalık yazıyı okuyamayanlar için girişte kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

Sayın Karip, SGK sözleşmesine açtığım davanın tüm masraflarını kendi cebimden karşıladım ve sözleşmenin dört maddesinin iptal edilmesini sağladım. Bu sayede meslektaşlarımızın haksız yere çok yüksek cezalar ödemesinin önüne geçildi.

Şimdi sana soruyorum: Anayasa Mahkemesi dâhil olmak üzere açtığın davalarda kamu yararı neredeydi? Bana açıklar mısın? Yeni yanlış bilgilere başvurulmaması adına, senin ve senden önceki süreçlerde gerçekleştirilen eylemlerden yalnızca birkaçını aşağıda sıralıyorum.

Kurumlarda devamlılık esastır. İstanbul Gözlükçüler Derneği’ndeki yönetim değişikliğinin ardından, yeni yönetimde belirli gruplara yakın kişilerin göreve gelmesiyle kamu kurumları, meslek örgütleri ve meslektaşlarımız bir daha rahat yüzü görmedi.

Dava açmak ve şikâyette bulunmak, doğruya ulaşmak için her zaman meşru bir haktır. Ancak bugün başkanlığını yürüttüğünüz dernek, geçmişte olduğu gibi bugün de kamu yararına yönelik hiçbir somut çalışma ortaya koymamıştır.

Derneğinizin geçmişi; ulusal ve uluslararası kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarına yönelik dezenformasyon faaliyetleri ve kendi çıkarlarını hayata geçirme çabalarıyla doludur. Bu uğurda her yolu mubah gördüğünüz izlenimi oluşmaktadır.

Eğer büyük bir aksilik yaşanmazsa, yayımladığınız yanlış bilgiler ile bu bilgilere karşı mücadele eden kurumların verdiği cevapları ve ortaya koyduğu tutumu bir kitap hâline getirmeyi planlıyorum.

Üstelik mesele bununla da sınırlı değil. Kanun tanımazlık, derneğinizin ve destekçilerinizin en sık başvurduğu manipülasyon yöntemlerinden biridir. Seviye 5 Optisyenlik ve Seviye 6 Optometri Mesleki Yeterlilik Kurulu üzerinden standart hazırlama girişimi de kanunlara aykırı uygulamalardan yalnızca biridir.

Kendinizi olduğunuzdan büyük gösterme çabanız, enerjinizin önemli bir kısmını tüketiyor.

Derneğinizin adını genel kurul kararıyla “Tüm Optik ve Optometrik Meslekler Birliği” olarak değiştirdiniz. Ancak Bakanlık, böyle bir birliğin bulunmadığını açıkladı.

Avrupa’ya, “Biz Sağlık Bakanlığına bağlı bir derneğiz.” dediniz. Bakanlık bunun doğru olmadığını açıkladı.

Avrupa’ya, “Optometri okulu açtık, okutmanlar aranıyor.” duyurusunu yaptınız. YÖK ise bunun gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Hangisini yazayım Sayın Karip? İstanbul Derneği yönetimini kaybedince ayrılarak bugün başkanlığını yaptığınız derneği kurdular.

“Size uzanan ele, önce gruplarla anlaşın, sonra bana gelin.” dediniz mi, demediniz mi?

Onlarca dava açtınız; çoğunu kaybettiniz. Elbette her davanın sonucu yargının takdirindedir. Ancak açtığınız onlarca davanın hiçbirinde kamu yararı göremedim.

Sizin endişeniz aidat değil; aidat yalnızca bir bahanedir.

Asıl rahatsızlığınız, Türk optisyen ve gözlükçülerinin güçlü bir birlik çatısı altında toplanmasıdır.

Çünkü güçlü bir birlik olduğunda;

  • Kontakt lens satışını meslektaşlarımızın elinden alamayacaksınız.
  • Tüm kurum ve sigorta şirketleriyle yalnızca siz protokol imzalayıp toplumu kendi gruplarınıza yönlendiremeyeceksiniz.
  • Gerçekçi olmayan fiyatlarla görsel ve basılı reklam yaparak toplumu kendi grubunuza çekemeyeceksiniz.
  • Laboratuvarı aktif olmayan müesseselerde reçete kabul edemeyeceksiniz.
  • Yanınızda çalışan optisyen meslektaşlarımızı, yalnızca şirketinizin çıkarlarını koruyan sözleşmelerle kendinize bağımlı hâle getiremeyeceksiniz.

İşte bu nedenle, açtığınız davaların yalnızca birkaçını değil, onlarca örneğini sıralayabilirim. Benim kanaatime göre bu davaların ortak amacı, Birliği yıpratmaktır.

Gözlükçü Turgut Çakar

Exit mobile version