Optisyenlik, görme bozukluklarının düzeltilmesine yardımcı olan önemli sağlık mesleklerinden biridir. Her mesleğin kendine özgü zorlukları olduğu gibi, optisyenlik mesleğinde de sahada sıkça karşılaşılan bazı güçlükler bulunmaktadır.
Bu zorlukların başında müşteri kaynaklı sorunlar gelmektedir. Doktor muayenesinden çıkan hastalar, reçetelerinin doğru analiz edilip edilemeyeceği konusunda zaman zaman endişe duyabilmektedir. Oysa biz optisyenler, reçeteyi doğru analiz etmek ve hastaya en uygun çerçeve ile camı sunabilmek için bu alanda eğitim almış sağlık profesyonelleriyiz. Buna rağmen, yanlış ya da hatalı yazılmış reçetelerde çoğu zaman ilk suçlanan taraf optisyenler olmaktadır. Bizim önceliğimiz her zaman doktor tarafından yazılan reçeteyi doğru şekilde uygulamaktır.
Reçeteye olan güven sağlandıktan sonra ikinci aşama çerçeve seçimi ve fiyat bilgilendirmesidir. Ancak fiyat bilgisi paylaşıldığında, bazı hastalar farklı firmalar ya da internet fiyatlarıyla kıyaslama yapmaya çalışmaktadır. Mağazadan alınan ürün ve hizmet için internet fiyatları üzerinden pazarlık yapılması, mesleki açıdan bizi zorlayan durumlardan biridir.
Bir diğer önemli sorun ise, devletin gözlük ve cam bedelinin tamamını karşıladığının düşünülmesidir. Özellikle emekli vatandaşlarımıza bu konuyu anlatmak zaman zaman zor olabilmektedir 😊
Artan cam ve çerçeve maliyetleri de biz optisyenleri doğrudan etkilemektedir. Yüksek maliyetler, hem hastaya fiyat bilgilendirmesi yaparken hem de kaliteli ürün sunma noktasında bizleri zorlamaktadır.
Bazı hastalar ise doktora muayene olmadan, eski numaralarının biraz yükseltilmesini talep etmektedir. Bu durum maalesef hem mümkün hem de sağlıklı değildir. Önceliğimiz her zaman reçeteli satış yapmaktır.
Optisyenler yalnızca satış anında değil, satış sonrasında da hizmet vermeye devam eder. İnternetten ya da başka bir müesseseden alınan ürünler için tamir talepleriyle gelen kullanıcılar olmaktadır. Elbette bu talepleri memnuniyetle karşılarız; ancak çoğu zaman ücretsiz hizmet beklentisi oluşmaktadır.
Yüksek astigmatlı ve progresif camlarda adaptasyon süreci, standart camlara göre daha farklıdır. Teknik ölçümler ve montaj doğru yapılsa bile kullanıcının alışması için belirli bir süreye ihtiyaç vardır. Hastanın kullanım alışkanlıkları, sosyal hayatı ve yüz anatomisi adaptasyon sürecini doğrudan etkiler. Bu durum bazen mesleki yetersizlik gibi algılansa da, önemli olan doğru bilgilendirme yaparak adaptasyon sürecini sağlıklı şekilde tamamlamaktır. Süreç tamamlandığında hem bizler hem de kullanıcılar memnun olmaktadır.
Sonuç olarak, optisyenlerin sahada karşılaştığı sorunların doğru anlaşılması ve bu sorunlara yönelik adımlar atılması, mesleğimizin daha iyi bir noktaya taşınacağına olan inancımızı güçlendirmektedir.
Optisyen Hatice Eren
